Cumartesi, Aralık 02, 2006

neler öğrendim şu hayattan!!!

minimum beklenti kuralı
kuralın ön şartı:biraz kendini bilme, birazda tahmin yeteneği

kural basit. ana mantığı atılan her adım için en az beklenti içersinde olmakve
hatta bazı durumlarda hiçbir beklenti içerisinde olmamak...
çelik yelek kuralı
kuralın ön şartı:yapılan ön görüleri karıştırıp ön yargıya dönüştürmeme yeteneği
bu kuralı pek çok alanda kullanabilirsin.mesela arkadaşlıkta.yeni biriyle
taniştın diyelim, önce bi oturup ön görüşme yap kendinle.bu insanın ne gibi bi
zararı olur bana, en kötü ne yapabilir diye.düşün biraz sonra bunları topla bi
rafa kaldır ve bu tanışıklığa devam et. arkadaşın olsun bu şahıs sonra sana
kazık mı attı arkandan mı konuştu sen zaten biliyodun böyle bişey olabileceğini
ve adımlarını ona göre atmıştın çelik bir yeleğin vardı yani kapatırsın o
sayfayı olur biter...
garantici olma
kuralın ön şartı:üsteki iki kural...
minimum risk maksimum mutluluk getirir mi? cevap: kesinlikle evet
(herkes aksini iddea etse de...)
keçilik yapma kuralı
ön şart:birazcık öngörü yeteneği ve sabır
iyi düşün, diret, ölç tart, zor karar ver, hatta bu zamanı uzun tut ama bu
karardan asla geri adım atma.
not:bi kaç detay daha.en eften püften bişey için bile sözünün eri ol.büyük laflar etme.sorulmadıkça kendin hakkında keskin laflarda etme.ve gerçekten biyerlerde bi şeyleri değiştireceğine inanmıyosan topluluk içinde görüş bildirme...


dipnot:son olarak bu kuralların doğru işlemesine tek engel aşktır o yüzden asla aşık olma...

Salı, Kasım 28, 2006

herşey iyi de!

merhaba, bu aralar hayatımda pek bi güsel şeyler oluyo, derslerde fena sayılmaz(sosyoloji ve hukuğu gözden çıkardım diğerlerinden hala umudum var), haftasonu bi numaralı arkadaşlarımlada görüştüm dertleştim hasret giderdim,keyfime diycek bişey yok yani bu aralar :)
bunlar dışında hani şu benim bi iki metre karelik özel alanım dışında gözüme batan beni şiddetle gıcık eden bi kaç şey var etrafta.malesef o kadar abzürt insan varki etrafımda hala ailesinin bi numaralı küçük şımarık kızıymış gibi davranan ve dünyayı arka bahçelerindeki oyun parkıymış gibi gören bi dolu insan..."saçım makyajım" dışında hayata dair hiç bişeyi olmayan insanlar bunlar.samimiyetsiz, soğuk, çıkarcı...bazen diyorum görme şunları geç git yanlarından aldırma.tmm o kolayda asıl beni çıldırtan ilerde bi gün bi şekilde bunları görüp geçemiceğim bi durumda karşıma çıkmaları...yaw insanın bi...off offf neyse ya.galiba bunlarada bi şekilde alışılıyo :(
neyse artık düşünmücem aldırmıcam bu gibilere.ooohh yazdım döktüm içimide.diyorum ya bu aralar iyiyim ben :) keyfimde yerinde :) hadi görüşürüz sonra ben kaçtım....

Pazar, Kasım 19, 2006

bunları bilmek yetmiyor, ama...

Bilmelisin ki ...
Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.
Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.

Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da!
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven ögrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil.

Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.Onları affetmek gerekir.
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa aglasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, firsatın yanında cüce kalır.
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor

Cuma, Kasım 17, 2006

hain virüsler

gecenin ikisinde oturdum bilgisayarımın başına ama ekrana bakıp bakıp somurtuyorum.
yazılımıma giren hain virüsler resim ve müzik arşivimi talan ettiler :( en çok neye üzülüyorum biliyomusun bilgisayarımda hiç bi yere kaydetmediğim digital makinamdan direk aktardığım fotoğraflar vardı bide üzerinde oynadığım bi kaç fotoğraf?yaaa çok moralim bozuldu...anılarımı talan ettiler resmen...
hainler...zaten bi on gündür sınavlardan sonra girdiğim bunalımı atlatmaya çalışıyordum.hatta iki üç gündür çok iyi olduğumu bile söyleyebilirim.tabi bu data proses... vs. adlı virüsle zoraki tanışmamıza kadar...oyyy oyyy ne edicem ben şimdi yaw... :(

Cumartesi, Kasım 04, 2006

son bir kaç gün

çarşamba sınavım vardı.mat elimde patladı sanırım.bi haftadır zaten etrafta toz bulutu halinde dolaşıyodum .ve şimdi umarım çökmüşümdür bi yerlere... :) bide çarşamba doğumgünümdü unutmuşum sabaha doğru kalktım kim göndermiş bu kadar mesajı diodum ki durum anlaşıldı... hayat tuhaf bişey ya ama güzel bazen anlamını bilmediğin onca şey arasında anlamlı olmaya çalişmakta güzel.
ae midtermimle bakışırken burda oyalanmamda güzel bundan pişmanlık duymıcak olmamda güzel pencereye vuran ağaç dallarının seslerini hayal etmekte güzel masamın üzerinde duran fotoğraflar fotoğrafların çağrıştırdığı anılar ve onlara bakınca hissettiklerim de güzel :) evet ya yaşamak güzel...
neyse (hep böyle diyorum ya kapamak için konuları) ben kaçıyorum...

ha bi de yıldızlar var ya...

hadi ona da neyse...