Pazartesi, Nisan 09, 2007

zırvalıyorum yine...

uzak kaldım epeyce...çok şey geldi gitti.kimisi çokça durdu, kafamı çokça meşgul etti; ama gitti.çok hata yapıyorum hatta hatalarımın çoğunu çok ama çok seviyorum ama hata yapıyorum ve pişmanlık için bile zaman bulamıyorum.o acıyı çekip kendimi tatmin edecek ufacık bi zaman dilimi...hayatımın hatalara ayrılan kısmı arttıkça kırılıyorum, eğiliyorum, parçalanıyorum, dallanıp budaklanıyorum...bi ağaç gibi...büyüyorum.kırılıyorum ve parçalanıyorum.ve zayıflıyor dallar kuruyor kimi zaman...makineleşen değersizleşen önemsizleşen hayatlarımız var bizim, hayatımızın içinde gereksiz konuşmalarımız, anlamsız uğraşlarımız ve değerli hatalarımız var...

evet değerliler...tadına varamadığımız pişmanlıklarımız var...umutlarımız var aslında bizim olmayan gelecek diye birşeye dair...bugünümüz yok bugün içinde atılmış bi adımımız yok sesimiz yok kelimelerimizse hiç var olmadılar yada hiç tamamıyla bizim olamadılar...anılarımız vardı bazen gördüklerimiz duyduklarımız belki onay verdiklerimiz.evet anılarımız vardı bizim düşüncelerimizin köşelerini yakan pürüzsüz olmalarını sağlayan mükemmelleştiren hatalardan arındıran...oysa ben hatalarımı seviyorum pişmanlığımı seviyorum çoğu zaman köşeleri de seviyorum...

ama zaman var, yol var, son var...ama yinede hatalarımı seviyorum, kırılmayı, parçalanmayı seviyorum...amaları seviyorum...amalara rağmen seviyorum...

Salı, Nisan 03, 2007

nasılsın?

bugünlerde nasıl mıyım...insan hani böle kalabalıkta ayağı falan takılır da düşer ya...rezil olduğunu düşünür hatta düşüşünün salaklığına göre başından aşağı kaynar sular dökülür...durumu çok da ciddi değilse dönüp etrafa bakar acaba önemli birileri varmı etrafta diye, öle ya düşmüştür, rezil olmuş karizmayı çizdirmiştir...işte ben düştüm hem de fena düştüm...hem ağrım sızım hem de karizmadaki çizikler hemen yanıbaşımda şimdi...

Pazartesi, Mart 19, 2007

...

sınavlardan nefret ediyorum. yok yok hayır kötü geçen ve geçmesi muhtelem sınavlardan nefret ediyorum :(

Perşembe, Mart 15, 2007

nedenleri koymalı mı hep cebe?

çok güldük, çok ağladık, çokça insan gördük tanıdık oluru da gördük olmazı da.ne şaşırdık tanıdıklarımıza ne kanıksayabildik herkes herşeyi yapar herkes herkese herşeyi söyler herkes herkesi üzebilir oldu...artık içe dönüş zamanı geldi; belki geri dönüş...neden hergün güneş doğuyor neden hergün bitiyor ve güneş son selamını verip çekiliyor sahneden, neden bir yaprak haberim olmadan yere düşüyor ve belkide şu meşhur kelebek etkisiyle değiştiriyor hayatımı, neden sorular hiç bitmiyor ve cevaplar hep yetersiz kalıyor bildiklerimiz yeter sanıp atladığımız onca şeyde,neden bazen harfleri yan yana dizerken zorlanmıyorum da kelimeler can çekiştiriyor bana, neden oturdum buraya yazıp duruyorum ve sen neden okuyorsun bunu...neyse her zaman yaptığımızı yapalım, nedenleri koyup cebimize şu cümleyi söyleyelim...boşver yol çok uzun, yürümeye devam...


"yol o kadar uzun olsaydı bazıları son selamını verip çekilirmiydi ansızın kenara hiç beklemediğimiz bir anda..."
"-sana da selam Kadir amca...artık yürümek yok ,yol yok, yorgunluk yok.
yavaş yürüyün kızlar benim kalbim var demek de yok..."

Çarşamba, Mart 14, 2007

...

matematik çalışmaya başladım bugün...
sandığımdan zor ilerliyorum...zor yaw çalışmak! kimse aksini idda etmiyo zaten... neyse.kafam çok karışık aslında bugünlerde.uzakla yakını beyazla siyahı anlayamayacak algılayamayacak kadar karışık.alınan acı bi haber üzerine bol kahkahalı bi doğum günü kutladık.çoook güzeldi :) bir sürü yeni yüz, yeni isim...hayat tamda böyle işte bi umut doluyuz neşe yanı başımızda zamanın ne gerisinde ne öncesindeyiz hep olmak istediğimiz fotoğraf karesindeyiz yani... ya da tam aksine zamanla boğuşuyor, inatlaşıyoruz, çekilmek istiyoruz kabuğumuza kaçıp saklanmak ve de.işte bazen biri selam verip çıkıveriyor hayatımızdan, ya da biri çelme takıyor beklenmeyen bi anda, ya bi söz yıkılıveriyor dağ gibi üzerimize.... ya da sözler kanatlandırıyor, umut veriyor, dağlar aşırıyor; merhaba deniyor ya da bir ömür süren bir muhabbete... hayat tamda böyle işte... gülümsemek için çok yanlış bi sebebim var bugünlerde...gülmek istemiyorum ağlamak istiyorum aksine...neyse işte ben calculus'a dönüyorum çokca oyalandım buralarda..."ya calculus çalışmakta bir oyalanmaysa" diyor mutlu.evet nedir ki oyalanmak...ii geceler...