Hayat nedir?
Birçok kez bu soruyu sordum ve bir o kadar da bu soruyu yanıtlamaya çalışan kişi gördüm.Hayat belki de sadece bir sorudur cevabı bulunmayan.Belki de bir tılsımdır, cevabı öğrenilmemesi gereken; ve öğrenildiğinde büyüsü bozulan.
İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçen zaman, hayat mıdır? Bence hayat insanın doğumu ile ölümü arasında geçen zaman değildir.Hayat hafızada yaşattığın anıların, geleceğini sakladığın hayallerin ve en önemlisi bugünlerindir.Benim hayatım; görüp, gezip, duyupta unuttuklarım olamaz.Evet; ben ancak; gezip gördüğüm, dinleyipte hafızama kazıdığım her anımda bana mutluluk hissi veren şeylere hayatımın bir parçası diyebilirim ve hayallerim -çok uzak gibi görünen ama çoğu zaman yanı başımda duran, daha “Hayat şudur, budur .” bile diyemeyen ama gelecekteki hayatına o hayallerinden olabildiğince fazla şey taşımaya uğraşan birinin hayalleri- benim hayallerim, bugünlerim -daha ne olduğunu bir türlü çözemediğim hayatımın parçası olarak kabul edimeyeceğim bir sürü ıvır zıvırla doldurduğum ama bir okadar da işte hayatım diyebileceğim bugünlerim- evet hayallerim ve bugünlerim onlarda benim hayatım.
Bir yerde duymuştum:”Oturup bir yıl içinde yaptıklarınızı hatırlayın, eğer mutluluktan ve ya üzüntüden ağlamıyorsanız o koca bir yıl yaşamamışsınız demektir.” Sizce haklı mı? Evet bence haklı, mutluluktan veya üzüntüden ağlamıyorsam o geçen koskoca yılı çöpe atmışım demektir.
Zaten bu yüzden hayat çok kısa diyorlar ya, geçmişlerini amaçsız ve bomboş geçirip gelecekle ilgili hiç bir şey düşünmeyenlerin ve de en önemlisi bugünlerini kuru bir yaprağı nehire bırakır gibi zamana bırakanların elbette yaşamları kısadır.Biliyorum dakikalarına aylar sığdırabilenlerden değilim, ama şuda varki yaşanan onca şeyden sadece bir kaç dakikayı hayatıma alıp kalanını zamanın sonsuzluğuna bırakacak kadar cömert biride değilim.
Hayat üç boyutlu geometrik bir şekil, ne tarafına bakarsanız orasını görürsünüz. Her kişi farklı tarafa baksada; aslında hep aynı yerde, onun içinden ona bakıyoruz...