okul bitti buna inanamıyorum
ilk dönem ilk dersler ilk sınavlar... ve bitti
okulla ev arasına sıkıştırdığım bi kaç şey olmasa hele son dönemde gerçekten çok sıkıcıydı
ama bitti... :) önümde güzel bi bayram tatili var evimi çok özledim
kafamı dinleyebildiğim kaçıp saklanabildiğim bücür bi çocuk gibi davranabildiğim bi yer: evim :)
dönem değerlendirmesi yapıyorum kafamda da aslında bölümümü pek bi sevdim :)
pek çok sorumu ve ilgi alanlarımı tatmin edebileceğim bi yerdeyim
bunu itü taşkışla kampüsünde bi bilgisayar başında
ayşe projesiyle ilgili koştururken bir kez daha farkediyorum :)
mimarlık mühendislik kısmen tıp bana göre bölümler değilmiş.
bayram dönüşü finaller var sonra da antep urfa mardin... :)
umarım güzel bi tatil olur... neyse geveleyip duruyorum
tatil sonrası tekrar görüşürüz... saygılar...
Cumartesi, Aralık 30, 2006
Salı, Aralık 26, 2006
yine ordan burdan
epeydir yoktum ortalıklarda bi kaç iş güç vardı ikinci midtermler falan...
artık iyiden iyiye attım çömezliği de... :)
aslında yazacak kayda değer bişey de yoktu o yüzden geçmedim bilgisayar başına
ama geçen bi arkadaşla konuşurken farkettim de yazmazsam olmaz...
ilerde bi zaman anne baba olunca bişeye çok dikkat edin
çocuğunuz bi oyuncağından sıkılınca ona yenisini almayın hemencecik
oturup bi baksın sağına soluna, keşfetmeyi öğrensin
sonra alışırsa devam edip giden bi hastalık haline geliverir o sevimli bulduğunuz şımarıklığı
insanları oyuncak gibi görüp geçmişini bi insan mezarlığına dönüştürür.
olmaz ya ama yinede siz dikkat edin...
artık iyiden iyiye attım çömezliği de... :)
aslında yazacak kayda değer bişey de yoktu o yüzden geçmedim bilgisayar başına
ama geçen bi arkadaşla konuşurken farkettim de yazmazsam olmaz...
ilerde bi zaman anne baba olunca bişeye çok dikkat edin
çocuğunuz bi oyuncağından sıkılınca ona yenisini almayın hemencecik
oturup bi baksın sağına soluna, keşfetmeyi öğrensin
sonra alışırsa devam edip giden bi hastalık haline geliverir o sevimli bulduğunuz şımarıklığı
insanları oyuncak gibi görüp geçmişini bi insan mezarlığına dönüştürür.
olmaz ya ama yinede siz dikkat edin...
Cumartesi, Aralık 02, 2006
neler öğrendim şu hayattan!!!
minimum beklenti kuralı
kuralın ön şartı:biraz kendini bilme, birazda tahmin yeteneği
kuralın ön şartı:yapılan ön görüleri karıştırıp ön yargıya dönüştürmeme yeteneği
kuralın ön şartı:üsteki iki kural...
ön şart:birazcık öngörü yeteneği ve sabır
dipnot:son olarak bu kuralların doğru işlemesine tek engel aşktır o yüzden asla aşık olma...
kuralın ön şartı:biraz kendini bilme, birazda tahmin yeteneği
kural basit. ana mantığı atılan her adım için en az beklenti içersinde olmakveçelik yelek kuralı
hatta bazı durumlarda hiçbir beklenti içerisinde olmamak...
kuralın ön şartı:yapılan ön görüleri karıştırıp ön yargıya dönüştürmeme yeteneği
bu kuralı pek çok alanda kullanabilirsin.mesela arkadaşlıkta.yeni biriylegarantici olma
taniştın diyelim, önce bi oturup ön görüşme yap kendinle.bu insanın ne gibi bi
zararı olur bana, en kötü ne yapabilir diye.düşün biraz sonra bunları topla bi
rafa kaldır ve bu tanışıklığa devam et. arkadaşın olsun bu şahıs sonra sana
kazık mı attı arkandan mı konuştu sen zaten biliyodun böyle bişey olabileceğini
ve adımlarını ona göre atmıştın çelik bir yeleğin vardı yani kapatırsın o
sayfayı olur biter...
kuralın ön şartı:üsteki iki kural...
minimum risk maksimum mutluluk getirir mi? cevap: kesinlikle evetkeçilik yapma kuralı
(herkes aksini iddea etse de...)
ön şart:birazcık öngörü yeteneği ve sabır
iyi düşün, diret, ölç tart, zor karar ver, hatta bu zamanı uzun tut ama bunot:bi kaç detay daha.en eften püften bişey için bile sözünün eri ol.büyük laflar etme.sorulmadıkça kendin hakkında keskin laflarda etme.ve gerçekten biyerlerde bi şeyleri değiştireceğine inanmıyosan topluluk içinde görüş bildirme...
karardan asla geri adım atma.
dipnot:son olarak bu kuralların doğru işlemesine tek engel aşktır o yüzden asla aşık olma...
Salı, Kasım 28, 2006
herşey iyi de!
merhaba, bu aralar hayatımda pek bi güsel şeyler oluyo, derslerde fena sayılmaz(sosyoloji ve hukuğu gözden çıkardım diğerlerinden hala umudum var), haftasonu bi numaralı arkadaşlarımlada görüştüm dertleştim hasret giderdim,keyfime diycek bişey yok yani bu aralar :)
bunlar dışında hani şu benim bi iki metre karelik özel alanım dışında gözüme batan beni şiddetle gıcık eden bi kaç şey var etrafta.malesef o kadar abzürt insan varki etrafımda hala ailesinin bi numaralı küçük şımarık kızıymış gibi davranan ve dünyayı arka bahçelerindeki oyun parkıymış gibi gören bi dolu insan..."saçım makyajım" dışında hayata dair hiç bişeyi olmayan insanlar bunlar.samimiyetsiz, soğuk, çıkarcı...bazen diyorum görme şunları geç git yanlarından aldırma.tmm o kolayda asıl beni çıldırtan ilerde bi gün bi şekilde bunları görüp geçemiceğim bi durumda karşıma çıkmaları...yaw insanın bi...off offf neyse ya.galiba bunlarada bi şekilde alışılıyo :(
neyse artık düşünmücem aldırmıcam bu gibilere.ooohh yazdım döktüm içimide.diyorum ya bu aralar iyiyim ben :) keyfimde yerinde :) hadi görüşürüz sonra ben kaçtım....
bunlar dışında hani şu benim bi iki metre karelik özel alanım dışında gözüme batan beni şiddetle gıcık eden bi kaç şey var etrafta.malesef o kadar abzürt insan varki etrafımda hala ailesinin bi numaralı küçük şımarık kızıymış gibi davranan ve dünyayı arka bahçelerindeki oyun parkıymış gibi gören bi dolu insan..."saçım makyajım" dışında hayata dair hiç bişeyi olmayan insanlar bunlar.samimiyetsiz, soğuk, çıkarcı...bazen diyorum görme şunları geç git yanlarından aldırma.tmm o kolayda asıl beni çıldırtan ilerde bi gün bi şekilde bunları görüp geçemiceğim bi durumda karşıma çıkmaları...yaw insanın bi...off offf neyse ya.galiba bunlarada bi şekilde alışılıyo :(
neyse artık düşünmücem aldırmıcam bu gibilere.ooohh yazdım döktüm içimide.diyorum ya bu aralar iyiyim ben :) keyfimde yerinde :) hadi görüşürüz sonra ben kaçtım....
Pazar, Kasım 19, 2006
bunları bilmek yetmiyor, ama...
Bilmelisin ki ...
Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.
Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da!
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven ögrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil.
Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.Onları affetmek gerekir.
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa aglasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, firsatın yanında cüce kalır.
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor
Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.
Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da!
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven ögrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil.
Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.Onları affetmek gerekir.
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa aglasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, firsatın yanında cüce kalır.
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor
Cuma, Kasım 17, 2006
hain virüsler
gecenin ikisinde oturdum bilgisayarımın başına ama ekrana bakıp bakıp somurtuyorum.
yazılımıma giren hain virüsler resim ve müzik arşivimi talan ettiler :( en çok neye üzülüyorum biliyomusun bilgisayarımda hiç bi yere kaydetmediğim digital makinamdan direk aktardığım fotoğraflar vardı bide üzerinde oynadığım bi kaç fotoğraf?yaaa çok moralim bozuldu...anılarımı talan ettiler resmen...
hainler...zaten bi on gündür sınavlardan sonra girdiğim bunalımı atlatmaya çalışıyordum.hatta iki üç gündür çok iyi olduğumu bile söyleyebilirim.tabi bu data proses... vs. adlı virüsle zoraki tanışmamıza kadar...oyyy oyyy ne edicem ben şimdi yaw... :(
yazılımıma giren hain virüsler resim ve müzik arşivimi talan ettiler :( en çok neye üzülüyorum biliyomusun bilgisayarımda hiç bi yere kaydetmediğim digital makinamdan direk aktardığım fotoğraflar vardı bide üzerinde oynadığım bi kaç fotoğraf?yaaa çok moralim bozuldu...anılarımı talan ettiler resmen...
hainler...zaten bi on gündür sınavlardan sonra girdiğim bunalımı atlatmaya çalışıyordum.hatta iki üç gündür çok iyi olduğumu bile söyleyebilirim.tabi bu data proses... vs. adlı virüsle zoraki tanışmamıza kadar...oyyy oyyy ne edicem ben şimdi yaw... :(
Cumartesi, Kasım 04, 2006
son bir kaç gün
çarşamba sınavım vardı.mat elimde patladı sanırım.bi haftadır zaten etrafta toz bulutu halinde dolaşıyodum .ve şimdi umarım çökmüşümdür bi yerlere... :) bide çarşamba doğumgünümdü unutmuşum sabaha doğru kalktım kim göndermiş bu kadar mesajı diodum ki durum anlaşıldı... hayat tuhaf bişey ya ama güzel bazen anlamını bilmediğin onca şey arasında anlamlı olmaya çalişmakta güzel.
ae midtermimle bakışırken burda oyalanmamda güzel bundan pişmanlık duymıcak olmamda güzel pencereye vuran ağaç dallarının seslerini hayal etmekte güzel masamın üzerinde duran fotoğraflar fotoğrafların çağrıştırdığı anılar ve onlara bakınca hissettiklerim de güzel :) evet ya yaşamak güzel...
neyse (hep böyle diyorum ya kapamak için konuları) ben kaçıyorum...
ha bi de yıldızlar var ya...
hadi ona da neyse...
ae midtermimle bakışırken burda oyalanmamda güzel bundan pişmanlık duymıcak olmamda güzel pencereye vuran ağaç dallarının seslerini hayal etmekte güzel masamın üzerinde duran fotoğraflar fotoğrafların çağrıştırdığı anılar ve onlara bakınca hissettiklerim de güzel :) evet ya yaşamak güzel...
neyse (hep böyle diyorum ya kapamak için konuları) ben kaçıyorum...
ha bi de yıldızlar var ya...
hadi ona da neyse...
Pazar, Ağustos 06, 2006
:)
günlüğümde buldum bunu ne amaçla ve hangi olay üzerine yazdım hatırlamıyorum...
“Bence yanlış yoktur, kavramlar farklıdır ve insanlar birbirlerinin doğrularını yanlışlıkla itham etmekten başka bişey yapmazlar. Gerçek doğrular birilerinin onayladığı şeyler olamaz. Gerçek doğrulara ulaşmak tek taraflı bir çabanın sonucunda ortaya çıkan bir acı yumağı oluverir. Doğrulara gidilmez doğrular bize gelir veya gönderilir. Yanlışlar ise doğrular arasında değildir ve aslında mutlak varlıklarından da söz edilemez. Yanlışlar; hakikatler(gerçek doğrular)in ve doğruların içinde bizlerin tanımladığı ve hayal ettiği bir yokluktur. Olması gerekenlerin tümü ve tüm doğrularda varlıktır.”
“Bence yanlış yoktur, kavramlar farklıdır ve insanlar birbirlerinin doğrularını yanlışlıkla itham etmekten başka bişey yapmazlar. Gerçek doğrular birilerinin onayladığı şeyler olamaz. Gerçek doğrulara ulaşmak tek taraflı bir çabanın sonucunda ortaya çıkan bir acı yumağı oluverir. Doğrulara gidilmez doğrular bize gelir veya gönderilir. Yanlışlar ise doğrular arasında değildir ve aslında mutlak varlıklarından da söz edilemez. Yanlışlar; hakikatler(gerçek doğrular)in ve doğruların içinde bizlerin tanımladığı ve hayal ettiği bir yokluktur. Olması gerekenlerin tümü ve tüm doğrularda varlıktır.”
Çarşamba, Ağustos 02, 2006
...
Muhtacım hayatımı yürüten o sözlere
Ümitsizce dinlerim her bir seferinde
Ne yapacağımı bilemez bir halde
Ezbere yaşıyorum hayatımı bile
Camdan bir perde koymuşlar sanki önüme
Cüz-i fiyatlara aldığım hayallere
İğneliyorum ucuz hayatımı yine
Mektuplar yazıyorum puslu geleceğe
Ümitsizce dinlerim her bir seferinde
Ne yapacağımı bilemez bir halde
Ezbere yaşıyorum hayatımı bile
Camdan bir perde koymuşlar sanki önüme
Cüz-i fiyatlara aldığım hayallere
İğneliyorum ucuz hayatımı yine
Mektuplar yazıyorum puslu geleceğe
Salı, Temmuz 11, 2006
sadece düşün diye
kendini bırak akan zamana
ellerini aç masmavi semaya
lütuftur gelmemiz bu hayata
emin ol fark yok insandan insana
belki çıkamayız sabaha
evvela bunu tutmalı akılda
kelebek misali uçmalı ufka
kum saati içindeki kum taneleri akmayı durdursada
bir zaman durmaz akar gider savrulmuş hayatları yok etsede
bir gün daha kopup geldi yarınlardan
ve bir gün daha karıştı kayıplara
bir gün daha sunuldu geçmek için kapılardan
ve bir gün daha yitip gitti kapı eşiğinde
bir gün daha izin verildi hayallere
ve bir gün daha yad edildi anılar
bir gün daha başladı yemyeşil çimlerle
ve bir gün daha bitti sarı yapraklarla,
bir gün daha gülümsadi yepyeni umutlar
ve bir gün daha yaşardı gözler pişmanlıklara
birgün daha baktı gözler mavi göklere
ve bir gün daha eğildi baş sessizce yere
bir gün daha kaçtı içimizdeki çocuk bilinmezlere
ve bir gün daha kucak açtı yüzdeki çizgiler hüzne
dur dinle
gözlerimiz ne kadar görür
kulaklarımız ne kadar işitir
ellerimiz ne kadar uzağa ulaşır
sözlerimiz bize ne kadar yakındır
yanaklarımızdan kaç damla yaş süzülür
dudaklar ne kadar tebessüm eder
aklın senden ne kadar uzak durur
yada kalbin ömründe kaç dakika atar
sadece bir kaç dakikayı bağışla hayatından
ölç biç sonra sadece kendine cevap ver
yada durma koşarak uzaklaş bu sorulardan
çünkü her yeni soru seni gerçeğe yaklaştırır
savaşın çocukları
yaşarya umutlar gözyaşlarında
elelri uzanır ya yağmurlara
ümitleri koşarya duygularla
bakar ya gözleri dolu ufuğa
akıtır göz yaşlarını bir boşluğa
ve susar ya dilleri sonsuzluğa
gün gece gece gündür etrafında
kara ölüme olur ya aşina
ufacık bir çocuktur bu savaşta
bedeni soğuk ruhu sıcak ama
yinede hasrettir bir sıcaklığa
silik anılarındaki yuvaya
birşeyler işgaldedir kafasında
"ölüm" müdür büyüyen akıllarda
"hayata devam" demekmidir yoksa
ateş çamuru ya en başa döndürüp toprağa çevirir
yada şekillendirip çömlek yapar
ateş insanı ya yakar bir kara deliğe savurur
yada pişirir gökte bir ışığa yollar
ellerini aç masmavi semaya
lütuftur gelmemiz bu hayata
emin ol fark yok insandan insana
belki çıkamayız sabaha
evvela bunu tutmalı akılda
kelebek misali uçmalı ufka
kum saati içindeki kum taneleri akmayı durdursada
bir zaman durmaz akar gider savrulmuş hayatları yok etsede
bir gün daha kopup geldi yarınlardan
ve bir gün daha karıştı kayıplara
bir gün daha sunuldu geçmek için kapılardan
ve bir gün daha yitip gitti kapı eşiğinde
bir gün daha izin verildi hayallere
ve bir gün daha yad edildi anılar
bir gün daha başladı yemyeşil çimlerle
ve bir gün daha bitti sarı yapraklarla,
bir gün daha gülümsadi yepyeni umutlar
ve bir gün daha yaşardı gözler pişmanlıklara
birgün daha baktı gözler mavi göklere
ve bir gün daha eğildi baş sessizce yere
bir gün daha kaçtı içimizdeki çocuk bilinmezlere
ve bir gün daha kucak açtı yüzdeki çizgiler hüzne
dur dinle
gözlerimiz ne kadar görür
kulaklarımız ne kadar işitir
ellerimiz ne kadar uzağa ulaşır
sözlerimiz bize ne kadar yakındır
yanaklarımızdan kaç damla yaş süzülür
dudaklar ne kadar tebessüm eder
aklın senden ne kadar uzak durur
yada kalbin ömründe kaç dakika atar
sadece bir kaç dakikayı bağışla hayatından
ölç biç sonra sadece kendine cevap ver
yada durma koşarak uzaklaş bu sorulardan
çünkü her yeni soru seni gerçeğe yaklaştırır
savaşın çocukları
yaşarya umutlar gözyaşlarında
elelri uzanır ya yağmurlara
ümitleri koşarya duygularla
bakar ya gözleri dolu ufuğa
akıtır göz yaşlarını bir boşluğa
ve susar ya dilleri sonsuzluğa
gün gece gece gündür etrafında
kara ölüme olur ya aşina
ufacık bir çocuktur bu savaşta
bedeni soğuk ruhu sıcak ama
yinede hasrettir bir sıcaklığa
silik anılarındaki yuvaya
birşeyler işgaldedir kafasında
"ölüm" müdür büyüyen akıllarda
"hayata devam" demekmidir yoksa
ateş çamuru ya en başa döndürüp toprağa çevirir
yada şekillendirip çömlek yapar
ateş insanı ya yakar bir kara deliğe savurur
yada pişirir gökte bir ışığa yollar
Cumartesi, Temmuz 01, 2006
küçücük bir kıssa
bir şehre veda ediyorum sessizce
bir otogar insanlar bavullar
vedalar merhabalar
etrafımdaki insanlar benden daha canlı
silik bir izim sadece otobüsün canmında yansıyan
bir kız otobüsün önünde ağlıyor
oğlanda onun önünde
konuşuyorlar
oğlanın elleri
kızın yanaklarından süzülen gözyaşlarını siliyor
oğlan ne konuşuyor ne kadar konuşuyor bilmem
kız sadece bir kaç kelimeyle
ve gözyaşıyla cevap veriyor
kız ağlıyor
yelkovan yerine vardığında
yola çıkmak düşüyor bize
kız şöförün hemen ardından otobüse biniyor
yanımdan geçiyor
yanakları ıslak
oğlanın gözleri otobüsün camında
kıza bakıyor
biz hareket ederken
onun elleri ister istemez kalkıyor
sallıyor gözyaşlarıyla ıslanmış ellerini
otobüs perondan uzaklaşırken
vedalar hasrete yelken açıyor
kız ağlarken oğlan otobüsün arkasından el sallıyor
kız ağlıyor oğlan el sallıyor
göz yaşları kızın yanaklarında
oğlanın ellerinde kurudukça
ayrılık yüreklere çörekleniyor
son köşe dönüldüğünde
çareler çaresiz kalıyor
camdan bakıyorum dışarıya
ve camdaki silik görüntüme
neleri terk etmiyoruz ki
imkanlar imkansızlıklar
mecburiyetler amaçlar ve hayaller için
hayaller şu karşıda duran karlı dağdan daha yakın
yeterki yola çıkmayı bilelim
adım atalım
kimi zaman veda edelim
geride kalanlara ağlayalım bazen
ama yola çıkalım
düşünmeyelim arkadakileri
önümüze bakalım
baktığımızı görelim
hayalleri
umutları
ve şu andaki yarınları...
ufuktaki hayallerimizle çıktık yola
nutuklardan uzak kendi başımıza bir hayata
umutla gelecekten bi şeyler bekledik
terkedilmiş mekanların yeni sahipleriydik
mutluluğa doğru açtık rengarenk yelkenlerimizi
arkamızda bıraktık bizi unutma seslerini
bir şehre veda ediyorum sessizce
bir otogar insanlar bavullar
vedalar merhabalar
etrafımdaki insanlar benden daha canlı
silik bir izim sadece otobüsün canmında yansıyan
bir kız otobüsün önünde ağlıyor
oğlanda onun önünde
konuşuyorlar
oğlanın elleri
kızın yanaklarından süzülen gözyaşlarını siliyor
oğlan ne konuşuyor ne kadar konuşuyor bilmem
kız sadece bir kaç kelimeyle
ve gözyaşıyla cevap veriyor
kız ağlıyor
yelkovan yerine vardığında
yola çıkmak düşüyor bize
kız şöförün hemen ardından otobüse biniyor
yanımdan geçiyor
yanakları ıslak
oğlanın gözleri otobüsün camında
kıza bakıyor
biz hareket ederken
onun elleri ister istemez kalkıyor
sallıyor gözyaşlarıyla ıslanmış ellerini
otobüs perondan uzaklaşırken
vedalar hasrete yelken açıyor
kız ağlarken oğlan otobüsün arkasından el sallıyor
kız ağlıyor oğlan el sallıyor
göz yaşları kızın yanaklarında
oğlanın ellerinde kurudukça
ayrılık yüreklere çörekleniyor
son köşe dönüldüğünde
çareler çaresiz kalıyor
camdan bakıyorum dışarıya
ve camdaki silik görüntüme
neleri terk etmiyoruz ki
imkanlar imkansızlıklar
mecburiyetler amaçlar ve hayaller için
hayaller şu karşıda duran karlı dağdan daha yakın
yeterki yola çıkmayı bilelim
adım atalım
kimi zaman veda edelim
geride kalanlara ağlayalım bazen
ama yola çıkalım
düşünmeyelim arkadakileri
önümüze bakalım
baktığımızı görelim
hayalleri
umutları
ve şu andaki yarınları...
ufuktaki hayallerimizle çıktık yola
nutuklardan uzak kendi başımıza bir hayata
umutla gelecekten bi şeyler bekledik
terkedilmiş mekanların yeni sahipleriydik
mutluluğa doğru açtık rengarenk yelkenlerimizi
arkamızda bıraktık bizi unutma seslerini
Kaydol:
Yorumlar (Atom)