Pazar, Ekim 26, 2008

İmlecimi kırıp, tuşlarımı çalmışlar...

Çok şey var anlatılacak, çok şey var yazılacak, çok şey var yaşanacak... Yarınlara taşınacak, temel atılacak, inşa edilecek çok şey var... Kırgınlıkları bi köşeye alıp yeni sayfalar açıyorum bu aralar. Sayfalara temiz şeyler yazıp çizip, silgi tüketmemek, boşlukları açıklamalarla doldurmamak, saklama gereği duymamak amaç. Hepsinden daha ziyade; yazarken dokunmamak huzursuz edici herhangi birşeye ve çizerken atlamamak detayları. Dersler sık boğaz ederken, saatleri saatlere bağlayıp boşluktan aşağı itiveriyor insan, arkasından bakmaya fırsat bile bulamıyor bazen. Üzülüyorum. Ödev var, sınav var, teslim var... Ucu ucuna ilmekleniyor herşey, örülüyor birer birer. Bitti demeye nefes almaya mecali kalmıyor insanın. Yine öyle bir zamanda gecenin üç buçuğunda sabahı bekliyorum yeni başlangıçlar için.

Ha bide kelimelerimi silmişler, söylemeyeyim diye. Kimse ulaşmasın diye. Oysa çok şey var anlatılacak, çok şey var yazılacak, çok şey var... Buna da alışırsın biliyorum, buna da "Ne yapalım buda böyle!" dersin. De bakalım. Alış bakalım...
not:1 saat kazanmışım bugün yeni günden çalınmış bir saat, evet koskoca bir saat :)

Perşembe, Ekim 16, 2008

Uyku

Bir melun uykudan uyandım, şaşkınlık var üzerimde çok rüya görmüşüm, çok da insan görmüşüm bu rüyalarda, çok şey gelip geçmiş. Uyandım. Rüyalarımda gördüklerim aklımın köşesinde ama tam da hayatımın içinde; bakışımda, tutumumda, davranışımda... Rüyaydı bitti o kötü uyku gitti. Ben varım, dimdik. Hafif uyku sersemi, yeni uyanmışlığın verdiği huysuzlukla, patavatsızlıkla... Gün aydın bana. Gün yeni.

Pazar, Ekim 12, 2008

Düşünce Dizileri...

"Hiç nefret ettiğin ve gerçekten de sıkı çalıştığın bir işin oldu mu? Uzun, sıkı bir çalışma günü. Sonunda evine gidersin yatarsın, gözlerini yumarsın. Ve birden kalkar ve farkına varırsın ki... O gün boyu çalışma sadece bir rüyaymış. İçine uyandığın hayatı asgari ücrete satmak yeterince kötüyken, Şimdi bir de rüyalarını bedavaya alırlar." in Walking Life

Umudu olanın başı diktir...

En çok kime kırıldım bugüne dek, en çok kim yaktı canımı, kimin arkasında durmuş olmaktan utandım, kimle geçirdiğim zamandan pişmanlık duydum. Artık kafamı kurcalamasına izin vermiyorum bu soruların. Birinin kırdıklarını tamir etmek çok daha zor kırılanlar için üzülmek uzak durmaya çalışırken tam ortasında bulmak kendini... Artık daha az merhamet edicem, artık daha kırıcı olucam kırılmamak adına, artık daha az güven duyucam ama iyi olacak herşey. Kahkahalar yerine huzurlu tebessümler gizli gizli dökülen gözyaşları ve pişmanlıklar yerine çıkarılacak dersler olacak. Ama dedim ya her şey çok daha güzel olacak...

Cumartesi, Ekim 11, 2008

İyesiz Kelimeler

Esti, oyun oynayayım dedim; bir kelime, bir paragraf, bir sayfa... Bilmem ki, belki de yeknesaklık tripleridir bunlar!