Cumartesi, Aralık 01, 2007

...Kör Nokta...

Hayatta kör noktalar vardır bazen
Ölmekle yaşamak
Gitmekle kalmak arasında
Ağlamakla gülmek
Bakmakla görmek arasında.
Hafif melankolik sözcükler edasında
Düşünceler vardır akıllarda
Naif, kırık, belirsiz...
___Saçma sapan bir dünyada
___İsimli ideolojilere kanan insanlar yanındadır
___Gülüşlerine sebep olurlar
___Bazense ev sahibi gözyaşlarına.
___Ve anlamsız hisler, yalan fikirler vardır
___İçinde bi yerde o insanlarca...
___İsimli ideolojiler basma kalıp cümlelerle
___İşte gözyaşlarını saklayan o omuzların dilinde...
Düşünceler vardır akıllarda
İsteklerin esaretinde kalmış
Uygulamaların gölgesinde
Hayatta kör noktalar vardır ya bazen
Düşünmekle yapmak
İnanmakla inkar etmek arasında
Yazmakla silmek
Yaşamakla unutmak arasında...
_________________________011207__0300__ ___________________________Hatche______

Pazar, Kasım 04, 2007

:'( Duygu'ya

canım çok acıdı :(
tanımıyorsun tanışmıyorsun ama
bişeylerin pişmanlığı içine oturuyor işte...
yüzünü, bi bakışını, gülüşünü anımsıyorsun çünkü.
bugün hayatta olsa diyorsun
tanışma konuşma belkide hasbihal etme ihtimalini düşünüyor
pişman oluyorsun,
yarına kaldı diye.
başka ihtimaller kalacak diye.
canım çook yandı çok!
hoşçakal..


Salı, Temmuz 24, 2007

değişmem

ben gülmeyen bir suratım, yarım kalmış fıkrayım, ben içimde bir tuhafım, dışımda hep insanım
bitmeyen bir kavgayım, kusursuz bir hatayım, ben yıpranmış bir inancım, kendime bir cezayım
değişmem bundan sonra, değişmem bundan sonra, değişmem bundan sonra ben, bundan sonra ben

ben yüzyıllık bir çınarım, yorgunum ve yaşlıyım, ben içimde bir başkayım, dışımda hep aynıyım
susmayan bir arsızım, solup gitmiş sayfayım, ben yıpranmış bir inancım, ömür boyu yastayım
değişmem bundan sonra, değişmem bundan sonra, değişmem bundan sonra ben, bundan sonra ben
üçnoktabir

Salı, Temmuz 17, 2007

arkadaşlara selam ederim...

bloğumu okuyup aşık olduğumu sananlara selam eder yok öle bişey derim :) meraklanmayın dostlar ben hala benim bi değişme yok kendimide kaybetmedim :D yazı sadece sözlükte gezinirkene takıldığım güldüğüm bi taraftan da vaybe güzel tanımlamış bunu herkeşler okusun dediğim bişeydir :) okadder :D

yani neymiş "aşk mı? aman bize uzak olsun"muş
:))

Pazar, Temmuz 08, 2007

...fuzuli...

geçen gün şiir defterimi karıştırıodum epeyce birikmişler :) liseden kalma bana bu şiir yazma okuma tutkusu...halbuki önceleri lise hazırlıkta -daha çok felsefe merakımla bilinirdim bide çenem çok düşüktü- arkadaşlar bigün fuzuli lakabını yüklediler omuzlarıma :)
biz o zaman edebiyat falan pek aramız yok, bildiğin küçük veledleriz daha, Fuzuliyi filozof sanıyoruz hoş şuanda Fuzulinin filozof olmadığını da bence inkar edemeyiz ama neyse işte öle.fuzuli ikinci adım oldu birden.neden fuzuli sorularına kısaca boş konuşuyomuşum ondanmış derdim :)
sonra insan isminin izlerini kişiliğinde görürmüş derler ya belki bu sebeple şiir yazmaya başladım...e derin bir şairin mahlası kullanılırda ondan hiç bişey kapılmaz mı? epeydir mahlasım yerine ismimi düşüyodum şiirlerin altına. neyse defterimi karıştırıodum demiştim ya su kasidesinide eklemiştim bi ara oraya buraya bi kaç beyitini ekleyeyim istedim...

Dostu ger zehr-i mâr içse olur âb-i hayât
Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâre su

Hâk-i pâyine yetem der ömrlerdir muttasal
Başını taştan taşa urup gezer âvâre su

Bîm-i dûzah nâr-i gam salmış dil-i sûzânıma
Var ümidîm ebr-i ihsânın sepe ol nâre su

Yumn-i na'tinden güher olmuş Fuzûlî sözleri
Ebr-i nisandan dönen tek lâ'lü-i şehvâre su

Umduğum oldur ki rûz-i haşr mahrûm olmayan
Çeşme-i vaslın vere ben teşne-i dîdâre su

Cumartesi, Haziran 30, 2007

sözlükten alıntıdır hoşuma gitti :))

yeni başlayanlar için platonik aşk

"cehennem çukuruna hoşgeldin.." (içimdekilerin tamamını anlatmak istesem sırf bu karşılama sözü bile yeter ya, neyse..)- öncelikle şunu bilmelisin ki, yalnız değilsin. şu anda, şu nefes aldığın salisede dünya üzerinde milyonlarca insan, kendisinin belki de varlığından bile haberdar olmayan kişiler için yürek parçalamakta. bu durum yürek parçalayan kimse için gayet lame görünmekle beraber, eğer sağlıklı bir platonik yaşam düşünüyorsan kendinle barışık olmalı, aslında "o"na değil - aşka aşık olmalısın..- kafanda milyonlarca soru dolaşıyor, biliyorum. belki "o"nunla tanışıyorsundur, hatta samimisindir bile. ama o hareketleri yok mu.. ne yaptığını - ne yapmak istediğini, neyi ima ettiğini veya ortada ima edilen bir şeyin olup olmadığını merak ediyorsun. ha, en baştan hatırlatayım, bu yazı karamsardır. bu yazı bazen aldığı nefesten bile rahatsız olan, yürüdüğü yollara, dünyaya sığmayan biri tarafından yazıldı. bu yazı platonik aşktan mutlu olan biri tarafından yazıldı.. eğer ki hali hazırda yaralı bir kalbiniz varsa ve "o"nun hareketlerinden çıkardığınız anlamlarla hemen yarın ilan-ı aşk yapmaya hazırlanıyorsanız okumayın bence.. kötüleyin gitsin.- mesajlar.. ilişkiler başlamadan önce havada uçuşur bu mesajlar. efendim? karamsardık değil mi.. o zaman şöyle söyleyeyim, ortada mesaj falan yok. "o"nun siz beraber yürürken koluna girmesi içten içe sana aşık olduğunu göstermiyor ne yazık ki.. veya soğuk bir gecede bankta otururken "üşüyorum" dediğinde ceketini vermiştin ya, hayır; orada sadece üşüyorum dedi aslında.. "sarıl bana" demedi.. çünkü gerçekten sarılmanı isteseydi anlardın, gecenin şu saatinde "kesin sarılmamı istedi" diye kendini hırpalamazdın.. veya yolda gördüğü herhangi biri için "ne yakışıklı/güzel adammış/hatunmuş" dediğinde aslında gerçekten o kişinin yakışıklı olduğunu düşündü o. seni kıskandırmak istemedi. hem niye kıskandırsın ki? aranızda bir ilişki mi var? ilişki olmayan yerde karşılıklı kıskançlık mı olur? olsa bile istisnaidir ki, bu da konumuzun dışındadır zaten..- seni evine çağırmış olabilir, hatta ısrarla çağırmış da olabilir, hatta aksilikler yüzünden gidemediğin için trip atmış da olabilir.. emin ol bunların tamamı "arkadaş"lara da yapılabilir. bir insan arkadaşını da ısrarla evine çağırabilir, gelmezse trip atabilir..- sonradan evine gittin bir şekilde.. e ne oldu? james blunt dinleyip bakıştınız mı? aklından sen mi geçiyorsun? kandırma kendini.. eğer karşı taraf, senin hissettiklerinin onda birini hissetseydi anlardın zaten.. kendine bir bak. onca bariz hareketini, "o" nasıl olur da anlamaz diyorsun değil mi? cevabı çok basit.. herkesin kafasında bir liste vardır.. "olacaklar / olmayacaklar". sen o listenin "olacaklar" kısmını bırak, "olmayacaklar" kısmında bile değilsin. sen sadece arkadaşsın onun için.- her gün kendini bitime doğru sürüklemektesin.. "bu sefer kesin açılacağım" diyorsun değil mi? aslında bu hayatın her noktasında olduğu gibi 2 yollu bir süreçtir. açılırsın, alacağın cevap %99 "ben seni arkadaş olarak görüyorum" olacaktır - araya soğukluk girecektir, muhtemelen bir daha görüşmeyeceksinizdir. veya açılırsın, dalga geçilirsin.. çünkü sen "o"nun gözünde etkisiz elemansın. senden böyle bir şey beklememektedir ve aslında amacı seninle dalga geçmek de değildir. sadece şaşırmıştır..- hele bir de hali hazırda ilişkisi olan biriyse platoniğin.. konuşamazsın işte.. kendinle bile konuşamazsın bu durumda. anlamaz kimse.. aranızdan su sızmayan arkadaşların bile anlamaz. "ne buluyorsun onda?" derler.. haksızlar, gereksizler. sadece beklemelisin, ilişkisinin bitmesini beklemelisin.. ha, biter de ne olur? artık platoniğin bekardır. o kadar.. ilişkisi bittiği an sana koşmayacak emin ol..- ..- kendini hırpalama boşuna.. seni seven insanı bakışlarından anlarsın zaten.. "acaba?" dediğin, hareketlerinden anlamlar çıkarmaya çalıştığın kişi, emin ol senin iç dünyanda kopan fırtınalardan bihaber bir masumdur. ama aynı zamanda müsterih ol.. her biten platoniğin ardından (evet, platonik aşklar da biter - ne mutlu ki..) yenisi başlar. eğer şanslı biriysen olayların çehresi değişir - ki o zaman da burada oturup buralara kadar gözünü yormazsın.. özgür olur artık ruhun..- ..- %99 dedim ama yok mu bunun %1'i? yok mu gerçekten her hareketinde mesaj yollamaya çalışıp da beceremediği için kafa karıştıran insanlar? elbette var.. işin özü mert olmaktan geçer.. bir insanın hayatında ona en çok acı veren şey "keşke"lerdir. sen sen ol, bundan 10 yıl sonra "keşke" deme ihtimalinin olduğu her şeyi, "keşke" dememek için gerçekleştir. sonucu o an için iyi de olsa - kötü de olsa, emin ol ileri vadede daima iyidir.. çünkü hayatından bir "keşke"yi daha çıkarıp atmışsındır.... e ne duruyorsun hala? git, konuş, dök içindekileri!

Pazartesi, Mayıs 28, 2007

gariptir :)

garip...ne kadar çok çelişiyor insan kendisiyle değil mi... dünü ve bugünüyle aklından geçenler ve kalbindekilerle yapmak istedikleri ve yaptıklarıyla...çelişiyorum kendimle...bi şarkı bugün bana eşlik ediyor...those were the days my friends ....müziği çınlıyor kulaklarımda :))
bazen bırakıyoruz dünü dünde bazen bırakamıyoruz... neyse...

Cuma, Mayıs 11, 2007

"hayat her an, başarı ve huzur bazen..."

uzun zamandır ilk defa, hatta hayatımda ilk defa kendimi bu kadar güçsüz hissediyorum.ilk defa bugün selam verip çekilmek istedim yoldan ve o kadar içtendi ki bu.kafamın içinde dolaşıp duran onca şey bi köşeye sindi. o kadar çaresiz hissediyorum ki, kimse benden bişey istemesin beklemesin...yalnız kalmak istiyorum...sessiz...öyle buruk ve sebepsizim ki...o kadar sahte ki gülümsemem...sadece yalnız kalmak istiyorum...soru istemiyorum...cevap beklemiyorum kimseden...

Pazartesi, Nisan 23, 2007

iyi ki :)

iyiki insan her istediğini dile getirmiyor, getiremiyor...hayat söyleyemediklerimizle güzel. içimizde kalanlarla bazen, kalıpda bizi yiyip bitirenlerle. ama bazen söylediklerimizle de güzel. denge nerde, nasıl korunur, nasıl kurulur hiç bilmiyorum... :) ama güzel söyleyemediklerim mutlu ediyor beni söylediklerimde...mutlu olmak da zor deil aslında hayat da...zor olan biziz...mutluyum :)

Pazar, Nisan 15, 2007

artık gülümsüyorum :)

merhaba format attırdıktan sonra aramız necatiyle (benim lepçik) limoniydi şimdi eski arşivime kavuşma çabası içersindeyim başından kalkmam artık bi süre. fotoğraflarıma ulaşmaya çalışıyorum şimdi arkadaşlarıma msj atıp ya ben size bi ara şu bizim resimleri atmıştım ya onları alsam olur mu şeklinde :) müziklerde halledilir zaten:) mutluyum yani artık :) ha bide calculus açıklanmış gelecek vadediyo oda.bideeeee bugun yine hayyamdaydım kendimi mutlu hissediyorum orda, arkadaşlara fotoğraf makinası aldık kıskandım.ya ben yeni bi makine mi alsam aslında benim makinam da güzel ama öfff neyse işte bu kadar. mutluyum, huzurluyum, hayat güzel, sınavlar eh işte, okul süper, bölümümü seviyorum, makinam en iyisi ve hayallerim onlar da hala benle :))

Pazartesi, Nisan 09, 2007

zırvalıyorum yine...

uzak kaldım epeyce...çok şey geldi gitti.kimisi çokça durdu, kafamı çokça meşgul etti; ama gitti.çok hata yapıyorum hatta hatalarımın çoğunu çok ama çok seviyorum ama hata yapıyorum ve pişmanlık için bile zaman bulamıyorum.o acıyı çekip kendimi tatmin edecek ufacık bi zaman dilimi...hayatımın hatalara ayrılan kısmı arttıkça kırılıyorum, eğiliyorum, parçalanıyorum, dallanıp budaklanıyorum...bi ağaç gibi...büyüyorum.kırılıyorum ve parçalanıyorum.ve zayıflıyor dallar kuruyor kimi zaman...makineleşen değersizleşen önemsizleşen hayatlarımız var bizim, hayatımızın içinde gereksiz konuşmalarımız, anlamsız uğraşlarımız ve değerli hatalarımız var...

evet değerliler...tadına varamadığımız pişmanlıklarımız var...umutlarımız var aslında bizim olmayan gelecek diye birşeye dair...bugünümüz yok bugün içinde atılmış bi adımımız yok sesimiz yok kelimelerimizse hiç var olmadılar yada hiç tamamıyla bizim olamadılar...anılarımız vardı bazen gördüklerimiz duyduklarımız belki onay verdiklerimiz.evet anılarımız vardı bizim düşüncelerimizin köşelerini yakan pürüzsüz olmalarını sağlayan mükemmelleştiren hatalardan arındıran...oysa ben hatalarımı seviyorum pişmanlığımı seviyorum çoğu zaman köşeleri de seviyorum...

ama zaman var, yol var, son var...ama yinede hatalarımı seviyorum, kırılmayı, parçalanmayı seviyorum...amaları seviyorum...amalara rağmen seviyorum...

Salı, Nisan 03, 2007

nasılsın?

bugünlerde nasıl mıyım...insan hani böle kalabalıkta ayağı falan takılır da düşer ya...rezil olduğunu düşünür hatta düşüşünün salaklığına göre başından aşağı kaynar sular dökülür...durumu çok da ciddi değilse dönüp etrafa bakar acaba önemli birileri varmı etrafta diye, öle ya düşmüştür, rezil olmuş karizmayı çizdirmiştir...işte ben düştüm hem de fena düştüm...hem ağrım sızım hem de karizmadaki çizikler hemen yanıbaşımda şimdi...

Pazartesi, Mart 19, 2007

...

sınavlardan nefret ediyorum. yok yok hayır kötü geçen ve geçmesi muhtelem sınavlardan nefret ediyorum :(

Perşembe, Mart 15, 2007

nedenleri koymalı mı hep cebe?

çok güldük, çok ağladık, çokça insan gördük tanıdık oluru da gördük olmazı da.ne şaşırdık tanıdıklarımıza ne kanıksayabildik herkes herşeyi yapar herkes herkese herşeyi söyler herkes herkesi üzebilir oldu...artık içe dönüş zamanı geldi; belki geri dönüş...neden hergün güneş doğuyor neden hergün bitiyor ve güneş son selamını verip çekiliyor sahneden, neden bir yaprak haberim olmadan yere düşüyor ve belkide şu meşhur kelebek etkisiyle değiştiriyor hayatımı, neden sorular hiç bitmiyor ve cevaplar hep yetersiz kalıyor bildiklerimiz yeter sanıp atladığımız onca şeyde,neden bazen harfleri yan yana dizerken zorlanmıyorum da kelimeler can çekiştiriyor bana, neden oturdum buraya yazıp duruyorum ve sen neden okuyorsun bunu...neyse her zaman yaptığımızı yapalım, nedenleri koyup cebimize şu cümleyi söyleyelim...boşver yol çok uzun, yürümeye devam...


"yol o kadar uzun olsaydı bazıları son selamını verip çekilirmiydi ansızın kenara hiç beklemediğimiz bir anda..."
"-sana da selam Kadir amca...artık yürümek yok ,yol yok, yorgunluk yok.
yavaş yürüyün kızlar benim kalbim var demek de yok..."

Çarşamba, Mart 14, 2007

...

matematik çalışmaya başladım bugün...
sandığımdan zor ilerliyorum...zor yaw çalışmak! kimse aksini idda etmiyo zaten... neyse.kafam çok karışık aslında bugünlerde.uzakla yakını beyazla siyahı anlayamayacak algılayamayacak kadar karışık.alınan acı bi haber üzerine bol kahkahalı bi doğum günü kutladık.çoook güzeldi :) bir sürü yeni yüz, yeni isim...hayat tamda böyle işte bi umut doluyuz neşe yanı başımızda zamanın ne gerisinde ne öncesindeyiz hep olmak istediğimiz fotoğraf karesindeyiz yani... ya da tam aksine zamanla boğuşuyor, inatlaşıyoruz, çekilmek istiyoruz kabuğumuza kaçıp saklanmak ve de.işte bazen biri selam verip çıkıveriyor hayatımızdan, ya da biri çelme takıyor beklenmeyen bi anda, ya bi söz yıkılıveriyor dağ gibi üzerimize.... ya da sözler kanatlandırıyor, umut veriyor, dağlar aşırıyor; merhaba deniyor ya da bir ömür süren bir muhabbete... hayat tamda böyle işte... gülümsemek için çok yanlış bi sebebim var bugünlerde...gülmek istemiyorum ağlamak istiyorum aksine...neyse işte ben calculus'a dönüyorum çokca oyalandım buralarda..."ya calculus çalışmakta bir oyalanmaysa" diyor mutlu.evet nedir ki oyalanmak...ii geceler...

Pazar, Mart 11, 2007

neden?

neden şiir okumayı bu kadar seviyorum
neden yüreğim pır pır ediyor dizelerde
neden karanlıkta kalan o perde aydınlanıyor birden
ve renkler dans etmeye başlıyor üzerinde
nedir peki bu nefesimi tutuşum,
bir sonraki satır için heyecan duyuşum?
şiir işte;
herkesin telaşı arasına sıkıştırdığı
birilerine, biyerlere, birşeye,
bir diye bir şeye adadığı
kapılar açıp kapayan,
umut dağıtan kimi zaman,
ömür törpüleyen belkide...
neden peki;
bu denli pır pır ediyor yüreğim dizelerde,
perdeler renkleniyor,
zaman duruyor,
aklım amaç ediniveriyor onu?
neden peki, neden?
h.k.

Cumartesi, Mart 03, 2007

merhaba tebessüm

daha mutlu daha huzurlu daha güleç günlerden merhaba...
iyiyim yaw şu bikaç gündür güneş yeniden doğdu :) kaydı hallettim, karşısında ağlayıp rezil olduktan sonra yanında dilediğimi yapma özgürlüğüne kavuştuğumu düşündüğüm bi danışmanım var artık, üstelik kadın beni sevdi galiba :) dersler tüm hızıyla devam ediyo, kitap okumak için zaman bulabiliyorum, ertelediğim onca şeyi tek tek listemden siliyorum güzel yani herşey.bi tek dün kırıldı içimde bişeyler birini sandığımdan çok üzdüğümü düşündüm çünkü, sanırım tamiri zor, özür dilesem olmaz hiç bişey olmamış gibi davransam hiç olmaz bende kırıldım bende üzüldüm şu benim güneşle ilgili sözün tam yeri sanki... neyse klüpteyim gelirken yağmur vardı meydana inene kadar elimdeki kağıt parçasını başımın üstünde tutmaktan kolum koptu... şimdi ise dışardan kuş sesleri geliyo pencereden dışarı bakıyorum ıslanmış ağaç dalları pırıl pırıl, saatli binanın arka duvarı güneşe selam veriyo bu havada burda oturuyo olmak delilik hadi ben kaçtım kedimi bebek sahiline vurmaya gidiyorum :) görüşürüz...

Salı, Şubat 27, 2007

neden böle oldu yaw

selam dertli dertli oturuyorum bugün :(
danışmanım programımı geri çevirmişti ae yerine başka bişey aldım diye, ben sanıyorum ki add dropta halledebilicem bu durumu.bugün giremedim sisteme geç kayıda kalmış oluyomuşum durum böle olunca bölüm bilmem ne kuruluna çıkmam gerekiyomuş falanda filan... offf offf... moralim bozuk düzelir sanırım çünkü danışmanım yönlendirmeliydi beni ki oda bilmiomuş durumu ama yinede kayıt işlerinde sorduğum bi soruya sizin kaydınız ekranda görünmüyo cevabını almak zor geldi...garip...içimde bişeyler kırık duruyorum ölece.neyse yaaa boşver diyorum içimden düzelicek nasılsa. Da bu sefer kendimi kandıramıyorum sanırım.insanın kendini istediği durumlarda kandıramamsı kötü bişey elimizde tutamadığımız bişey.zaten hayatın ne kadarı elimizdeki...yinede önceki deneyimlerime dayanarak diyorum ki "güneş battıysa bi tarafta dön diğer tarafa bak o geri gelecek :) ..."biliyorum kalbim tebessümüne tekrar kavuşacak ve şu üzerimdeki kırgınlık uçup gidecek o zaman neyse işte o zamana kadar hoşçakal...

Cuma, Şubat 23, 2007

ŞİİR

şiir başkadır
şiir aşktır, tutkudur, platoniktir
ama imkansız değil
hem ulaşılabilir
hem ulaşılmaz
hem sana özel
hem herkesin dilinde
dedim ya bir başkadır şiir
sana el vermez
gönül de koymaz
çeker alır içine
adım atmaz
gelmez
git de demez
ödün vermez, sitem etmez
işte bu yüzdendir belki de
en güzel sevgili olması
yüzyıllardır yalnızlara...
h.kesimler

Cumartesi, Şubat 10, 2007

ne çok şey birikmiş

yaw ne çok şey birikmş...gezi güzeldi, gezi sonrası tatil çok daha güzeldi.evimde kafa dinledim ailemle hasret giderdim kuzenlerimle görüştüm ha bide ilk okul arkadaşlarım var onlarla toplaştık kimi evlenmiş kimi nişanlı bi tanesinin çocuğu bile olmuş oyyy oyyy yaşlanıyomuyum acaba :( sonra denizlime gittim hasret giderdim sokaklarıyla... bizim fd'yle klasik yemek mekanımıza gittik bizimkilerde toplanmışlardı ogün karşılaştık küçük bi 6a grubu olduk pek özlemişim herkesi lise güzeldi beah.
neyse dönüştede aslıyla birlikte trenle geldim süperdi uzun sürdü ama olsun film izledik önümüzdeki arkamızdaki insanlarla muhabbet ettik trenin içinde dolaştık bilet kontrol eden amcalarla muhabbet etik :))) öle, sonra istanbul. ne çok özlemişim. tatil bitti gitti dedik kayıt ilk dersler consent telaşı klüp işleri falan koşturup duruyorum şimdi...ha bide begA yıda topladık bu hafta oda güzeldi.neyse işte aklıma gelirse yeni bişeyler yazarım.eyvallah...

Salı, Ocak 30, 2007

bi de bunlar var

gezi güzeldi tamam ama bi tek birer birer beni vuran notlarıma üzüldüm şu son bi hafta. ondandır ayrı bi entry açtım bu konuya.
dersler fena vurdu, aklım çok karıştı, unuttuğum hayallerim ve ideallerim vardı ortalama biri olarak yaşıyodum boyumdan büyük laflar ediyodum büyük konuşup bu böyle bu da böyle diyodum farkettim kendi kendimi tamire başladım. sonra yıktım herşeyi, enkaz kaldırırken bi selam aldım şimdi herşey o kadar karışık ki kafamın içinde onlarca şey.hepsini toparlamak için 10 günüm var.evime gidiyorum bu gün...herşey çok daha güzel olacak....

şaka gibiydi!!!

gezi okadar güzeldi ki şimdi hiç bi şekilde o güzelliği burda anlatamam. :))giderken otobüsün içinde deli gibi oyun oynadık, sabah antepte mükemmel bi kahvaltıyla karşılandık. sonra antep çarşısı, antep yemekleri, toplaşıp gittiğimiz o kafe...sonra sabah sessizliğinde antepten çıktık, elimizde katmerler halfetide harika bi havada teknelerle kaleye ve sular altında kalan köye gittik.dönüşte halfetide iki liraya çok güzel bi kahvaltı(!!!) ettik :) sonrada urfa!!! akşam sıra gecesi sabah çarşı balıklı göl kale harran tekrar merhaba dediğim unutulmuş hayallerim ideallerim...ve mardin...üzdü biraz bizi nazlandı ama güzeldi kızıltepede öğretmen evi çıkışında bile herkes gülümsüyodu. soğukta yattık ama ayrılmadık, her bi köşede gırgır şamata muhabbet zaten gezinin en güzel tarafıda sizlerdiniz bence.başka bi gurupla gitsem bunun yarısı kadar bile eğlenmezdim sanırım.neyse güzel ama fotoğraf açısından verimsiz bi yerdi mardin sonra midyat hasankeyf...ve dönüş yolunda sisler içine gömülmüş bi şehir batman ve o meşhur kalesiyle(!) diyarbakır... :) sabah ürgüpte gün doğumuna yetiştik sonra göreme avanos...ve yaprak dökümü...üçer beşer dağıldık.kalanlarla börekçiye oturduk,kahvaltı ettik ayrılmak istemedik birbirimizden :)) "vampir ve napardın" gezinin fiks kelimeleriydi sanırım.güzeldi güzel...sizleri gerçek anlamda tanıdığıma çok sevindim.geziye gelen herkese çok teşekkür ederim...aa bide rahmi abiyle hakkı abinin hakkını yemeyelim onlarda bi numaraydı :)

Pazar, Ocak 21, 2007

finaller bitti :))))

önümüzdeki haftanın programı :))
pazar :17:30 güney meydan
pzrtesi :gaziantep
salı : halfeti birecik urfa balıklı göl sıra gecesi
çrşmba:harran mardin
prşmbe:yeşilli ömerli midyat hasankeyf
cuma :mardin diyarbakır
cumrtsi:ürgüp göreme avanos
pazar :istanbul :)))

Cumartesi, Ocak 13, 2007

final dönemi ve içinde kaybolan ben

:(( politika finalinden çıktım.yaw çok kötüydü beah.
büyük bi şevkle çalışmayı düşünüyoken doğru dürüst çalışamadım
zaten belliydi yani...
çarşamba da math 101 vardı.calculusla bi dönem daha :(
hani bi ara dediydim ya sosyolojiyle hukuğu gözden çıkardım diye
mathda eklendi bunlara. toptan kalıyorum yani...
ortalıkta ortaçgil ortalamayı bile bırakır dedikoduları dolaşmasa
bi ihtimal geçerim diyebilirdim....
çok mu dolduruşa geliyorum acaba.

çarşamba biraz erken çıkmışım evden geldim sınıfa
her zaman ki yerime oturdum yd nin duvarlarına sırtımı dayayıp
etrafı seyre başladım. bi yandanda aklımdan geçiriyorum
"mathdan kalırsam yazın burdayım, aslında yazın istanbul güzeldir beah" die.
sınıfta ölüm sessizliği var ön sıralarda bi çocuk oturuyo.
kalemi elinde, sıraya yayılmış, özellikle bekleme anlarında yapılan
şu bacak titretme olayına takılmış...gülmek istiyorum ama bende acaip gerginim
bu durumlarda aniden devreye giren gülme refleksim ortalarda yok
duvarlara iliştirilmiş formullere göz gezdiriyorum işe yarar bişey varmıdır die.
sınıf fena sıcak zaten nefes almakta zorlanıyorum
birer birer damlıyo herkes
arada sene başında ortaçgilin sınıfında gördüğüm bi kaç kişi var
bi kaçında derinden bir tecrübe seziyorum
etrafı emin gözlerle süzüyorlar
arkada birileri de konular üzerinden geyik çeviriyo.
kızın biri, oda belli pek stress yapmış
derin derin nefes aldığını farkediyorum
kalkıp camı açtı
yd nin pencereleri ilk kez farkettim iç içe iki kat
mantığı merak ettim kafamdaki bi kaç teoriden
en sağlamının ısı kaybını önlemek olduğu kanısına vardım.
etrafı süzen bakışlarım bikaç tedirgin bakışla çarpıştı
etrafta gittikçe sesler artıyoken arkadaşlardan bi tanesi girdi içeri
ufak bi tebessüm sonrasında
yine o nasılsın nasılsın çarpışmasıyla karşı karşıyaydım.
çalıştın çalışmadın zormu olur kolaymı geyiklerine içten içe trip atarken
gülme refleksim aniden devreye girdi.
sonra... aman neyse işte sonra sorular cevaplar
bi kaç destekli bi kaç desteksiz sallama ve bitti...

bu okul bitene kadar delirmem umarım zaten
dün gece kızlarla daldığımız konu fena kırdı kolumu kanadımı ama
bakalım...

önümde beş koca gün 3 bomba gibi sınav ve güneydoğu var...
güzeeel... güzel :)
neyse hadi ben kaçar...