Cumartesi, Temmuz 01, 2006

küçücük bir kıssa
bir şehre veda ediyorum sessizce
bir otogar insanlar bavullar
vedalar merhabalar
etrafımdaki insanlar benden daha canlı
silik bir izim sadece otobüsün canmında yansıyan
bir kız otobüsün önünde ağlıyor
oğlanda onun önünde
konuşuyorlar
oğlanın elleri
kızın yanaklarından süzülen gözyaşlarını siliyor
oğlan ne konuşuyor ne kadar konuşuyor bilmem
kız sadece bir kaç kelimeyle
ve gözyaşıyla cevap veriyor
kız ağlıyor
yelkovan yerine vardığında
yola çıkmak düşüyor bize
kız şöförün hemen ardından otobüse biniyor
yanımdan geçiyor
yanakları ıslak
oğlanın gözleri otobüsün camında
kıza bakıyor
biz hareket ederken
onun elleri ister istemez kalkıyor
sallıyor gözyaşlarıyla ıslanmış ellerini
otobüs perondan uzaklaşırken
vedalar hasrete yelken açıyor
kız ağlarken oğlan otobüsün arkasından el sallıyor
kız ağlıyor oğlan el sallıyor
göz yaşları kızın yanaklarında
oğlanın ellerinde kurudukça
ayrılık yüreklere çörekleniyor
son köşe dönüldüğünde
çareler çaresiz kalıyor
camdan bakıyorum dışarıya
ve camdaki silik görüntüme
neleri terk etmiyoruz ki
imkanlar imkansızlıklar
mecburiyetler amaçlar ve hayaller için
hayaller şu karşıda duran karlı dağdan daha yakın
yeterki yola çıkmayı bilelim
adım atalım
kimi zaman veda edelim
geride kalanlara ağlayalım bazen
ama yola çıkalım
düşünmeyelim arkadakileri
önümüze bakalım
baktığımızı görelim
hayalleri
umutları
ve şu andaki yarınları...



ufuktaki hayallerimizle çıktık yola
nutuklardan uzak kendi başımıza bir hayata
umutla gelecekten bi şeyler bekledik
terkedilmiş mekanların yeni sahipleriydik
mutluluğa doğru açtık rengarenk yelkenlerimizi
arkamızda bıraktık bizi unutma seslerini