İstanbul-Ankara yolunda 4000metreden aşağıya bakerken şunu farkettim. Birincisi; Çok küçüğüz, çok. İkincisi; köyler ne güzel görünüyor öyle. Özellikle ana yol üzerindekiler; yolun iki kenarında evler, bir küçük meydan ve meydanda bir cami. Bu kadar küçüksek niye sağımızla solumuzla bir değiliz? Niye komşularımıza hoş sohbet değiliz? Komşuluk önemli.
kendime not: Komşulara yemek yap! Aşure veya tatlı da olur.
+Ankara düzenli şehir!
+Mimarlık için güzel teorilerim var. Maketler, havadan görünen binalar...
+Oyun parkları şeker gibi.
+Bizi takip eden uçağın gölgesi.Uçağın bizi takip eden gölgesi. Bizi takip eden gölge, uçağın. Takip ede...
+Yükseklerde değil ama inerken hissedilen hız. Tutku.
+Mutluluk. Pilot Gökhan Eraslan ve Kabin şefi (ne olduğunu bilmiyorum; uçuş şefi filan da olabilir.) İlker Yalçın. Soyadı yalçın olmayabilir. Ve dahi değildir. Kulaklarıma genelde hislerimden daha az güvenirim.
+Aynı olay, iki farklı duygu. Pistten ayrılış, perona dönüş.
06.08.10_19:30
Merhaba Ankara! Sıcaktın ama bunaltmadın, Aferim!
Uçak dışında manzaralı gidiş yolu sonrası, uçak içi tespitlere geçelim. Kalkış zordu. Bol çocuklu, bol ağlamalıydı. Koridorda oturmak sıkıcı ve bence daha korkutucu. Kontrolü kaybetme hissi yaşatıyor. Bu durumu sevmem. Hava bi parça bulutlu olduğu için 1-2 kere hava boşluğuna düştük. Ama bulutlar güzeldi, pamuk gibi. (kimbilir kaç kişi aynı şeyi söyledi, ne klişe!) Hemen koridor komşum,kalkışta uyudu, yada uyur gibi yaptı sonrasında bıdır bıdır konuştu çünkü. Arka çaprazımdaki amca, gözlüklerini burnunun ucuna indirip bulmaca çözdü. Kaptanımız ??? yükseklik ???oldukça hızlı ve aceleye gelmiş bir anonstu. (kulaklarıma güvenmediğimi söylemiştim değil mi?) D. güzel bişey yaptı, sudoku çözüyor.
Bulut denizinde seyahat!
Rüyamda hep uçtuğumu görürüm. Kimseyi inandıramam ama uçarım. Öyle yürürken koşmaya başlarım, parmak uçlarımda koşarım, hızlanırım, havalanırım ve gerçekten hissederim bunu. Uçağın içindeyken aynı zevki almıyor insan.( yanına bile yaklaşmıyor.)
İstanbul! Ankara gibi değilsin. Desen desen, yamuk yumuksun. :D Seviyorum seni.
Kendime yeni bir not: Adalara git, bisiklete bin.
Can yeleği koltuğunuzun altındadır, Lütfen otururken Kemerinizi bağlayın.
Life vest under your seat, please fasten seat belt while seated.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
İsim verin ki hakkınızda tonla teori üretüp kafayı yemeyeyim. Paylaşımcı olmaktanda çekinmeyin. Yemiyorum kimseyi.