Salı, Temmuz 17, 2007

arkadaşlara selam ederim...

bloğumu okuyup aşık olduğumu sananlara selam eder yok öle bişey derim :) meraklanmayın dostlar ben hala benim bi değişme yok kendimide kaybetmedim :D yazı sadece sözlükte gezinirkene takıldığım güldüğüm bi taraftan da vaybe güzel tanımlamış bunu herkeşler okusun dediğim bişeydir :) okadder :D

yani neymiş "aşk mı? aman bize uzak olsun"muş
:))

Pazar, Temmuz 08, 2007

...fuzuli...

geçen gün şiir defterimi karıştırıodum epeyce birikmişler :) liseden kalma bana bu şiir yazma okuma tutkusu...halbuki önceleri lise hazırlıkta -daha çok felsefe merakımla bilinirdim bide çenem çok düşüktü- arkadaşlar bigün fuzuli lakabını yüklediler omuzlarıma :)
biz o zaman edebiyat falan pek aramız yok, bildiğin küçük veledleriz daha, Fuzuliyi filozof sanıyoruz hoş şuanda Fuzulinin filozof olmadığını da bence inkar edemeyiz ama neyse işte öle.fuzuli ikinci adım oldu birden.neden fuzuli sorularına kısaca boş konuşuyomuşum ondanmış derdim :)
sonra insan isminin izlerini kişiliğinde görürmüş derler ya belki bu sebeple şiir yazmaya başladım...e derin bir şairin mahlası kullanılırda ondan hiç bişey kapılmaz mı? epeydir mahlasım yerine ismimi düşüyodum şiirlerin altına. neyse defterimi karıştırıodum demiştim ya su kasidesinide eklemiştim bi ara oraya buraya bi kaç beyitini ekleyeyim istedim...

Dostu ger zehr-i mâr içse olur âb-i hayât
Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâre su

Hâk-i pâyine yetem der ömrlerdir muttasal
Başını taştan taşa urup gezer âvâre su

Bîm-i dûzah nâr-i gam salmış dil-i sûzânıma
Var ümidîm ebr-i ihsânın sepe ol nâre su

Yumn-i na'tinden güher olmuş Fuzûlî sözleri
Ebr-i nisandan dönen tek lâ'lü-i şehvâre su

Umduğum oldur ki rûz-i haşr mahrûm olmayan
Çeşme-i vaslın vere ben teşne-i dîdâre su

Cumartesi, Haziran 30, 2007

sözlükten alıntıdır hoşuma gitti :))

yeni başlayanlar için platonik aşk

"cehennem çukuruna hoşgeldin.." (içimdekilerin tamamını anlatmak istesem sırf bu karşılama sözü bile yeter ya, neyse..)- öncelikle şunu bilmelisin ki, yalnız değilsin. şu anda, şu nefes aldığın salisede dünya üzerinde milyonlarca insan, kendisinin belki de varlığından bile haberdar olmayan kişiler için yürek parçalamakta. bu durum yürek parçalayan kimse için gayet lame görünmekle beraber, eğer sağlıklı bir platonik yaşam düşünüyorsan kendinle barışık olmalı, aslında "o"na değil - aşka aşık olmalısın..- kafanda milyonlarca soru dolaşıyor, biliyorum. belki "o"nunla tanışıyorsundur, hatta samimisindir bile. ama o hareketleri yok mu.. ne yaptığını - ne yapmak istediğini, neyi ima ettiğini veya ortada ima edilen bir şeyin olup olmadığını merak ediyorsun. ha, en baştan hatırlatayım, bu yazı karamsardır. bu yazı bazen aldığı nefesten bile rahatsız olan, yürüdüğü yollara, dünyaya sığmayan biri tarafından yazıldı. bu yazı platonik aşktan mutlu olan biri tarafından yazıldı.. eğer ki hali hazırda yaralı bir kalbiniz varsa ve "o"nun hareketlerinden çıkardığınız anlamlarla hemen yarın ilan-ı aşk yapmaya hazırlanıyorsanız okumayın bence.. kötüleyin gitsin.- mesajlar.. ilişkiler başlamadan önce havada uçuşur bu mesajlar. efendim? karamsardık değil mi.. o zaman şöyle söyleyeyim, ortada mesaj falan yok. "o"nun siz beraber yürürken koluna girmesi içten içe sana aşık olduğunu göstermiyor ne yazık ki.. veya soğuk bir gecede bankta otururken "üşüyorum" dediğinde ceketini vermiştin ya, hayır; orada sadece üşüyorum dedi aslında.. "sarıl bana" demedi.. çünkü gerçekten sarılmanı isteseydi anlardın, gecenin şu saatinde "kesin sarılmamı istedi" diye kendini hırpalamazdın.. veya yolda gördüğü herhangi biri için "ne yakışıklı/güzel adammış/hatunmuş" dediğinde aslında gerçekten o kişinin yakışıklı olduğunu düşündü o. seni kıskandırmak istemedi. hem niye kıskandırsın ki? aranızda bir ilişki mi var? ilişki olmayan yerde karşılıklı kıskançlık mı olur? olsa bile istisnaidir ki, bu da konumuzun dışındadır zaten..- seni evine çağırmış olabilir, hatta ısrarla çağırmış da olabilir, hatta aksilikler yüzünden gidemediğin için trip atmış da olabilir.. emin ol bunların tamamı "arkadaş"lara da yapılabilir. bir insan arkadaşını da ısrarla evine çağırabilir, gelmezse trip atabilir..- sonradan evine gittin bir şekilde.. e ne oldu? james blunt dinleyip bakıştınız mı? aklından sen mi geçiyorsun? kandırma kendini.. eğer karşı taraf, senin hissettiklerinin onda birini hissetseydi anlardın zaten.. kendine bir bak. onca bariz hareketini, "o" nasıl olur da anlamaz diyorsun değil mi? cevabı çok basit.. herkesin kafasında bir liste vardır.. "olacaklar / olmayacaklar". sen o listenin "olacaklar" kısmını bırak, "olmayacaklar" kısmında bile değilsin. sen sadece arkadaşsın onun için.- her gün kendini bitime doğru sürüklemektesin.. "bu sefer kesin açılacağım" diyorsun değil mi? aslında bu hayatın her noktasında olduğu gibi 2 yollu bir süreçtir. açılırsın, alacağın cevap %99 "ben seni arkadaş olarak görüyorum" olacaktır - araya soğukluk girecektir, muhtemelen bir daha görüşmeyeceksinizdir. veya açılırsın, dalga geçilirsin.. çünkü sen "o"nun gözünde etkisiz elemansın. senden böyle bir şey beklememektedir ve aslında amacı seninle dalga geçmek de değildir. sadece şaşırmıştır..- hele bir de hali hazırda ilişkisi olan biriyse platoniğin.. konuşamazsın işte.. kendinle bile konuşamazsın bu durumda. anlamaz kimse.. aranızdan su sızmayan arkadaşların bile anlamaz. "ne buluyorsun onda?" derler.. haksızlar, gereksizler. sadece beklemelisin, ilişkisinin bitmesini beklemelisin.. ha, biter de ne olur? artık platoniğin bekardır. o kadar.. ilişkisi bittiği an sana koşmayacak emin ol..- ..- kendini hırpalama boşuna.. seni seven insanı bakışlarından anlarsın zaten.. "acaba?" dediğin, hareketlerinden anlamlar çıkarmaya çalıştığın kişi, emin ol senin iç dünyanda kopan fırtınalardan bihaber bir masumdur. ama aynı zamanda müsterih ol.. her biten platoniğin ardından (evet, platonik aşklar da biter - ne mutlu ki..) yenisi başlar. eğer şanslı biriysen olayların çehresi değişir - ki o zaman da burada oturup buralara kadar gözünü yormazsın.. özgür olur artık ruhun..- ..- %99 dedim ama yok mu bunun %1'i? yok mu gerçekten her hareketinde mesaj yollamaya çalışıp da beceremediği için kafa karıştıran insanlar? elbette var.. işin özü mert olmaktan geçer.. bir insanın hayatında ona en çok acı veren şey "keşke"lerdir. sen sen ol, bundan 10 yıl sonra "keşke" deme ihtimalinin olduğu her şeyi, "keşke" dememek için gerçekleştir. sonucu o an için iyi de olsa - kötü de olsa, emin ol ileri vadede daima iyidir.. çünkü hayatından bir "keşke"yi daha çıkarıp atmışsındır.... e ne duruyorsun hala? git, konuş, dök içindekileri!

Pazartesi, Mayıs 28, 2007

gariptir :)

garip...ne kadar çok çelişiyor insan kendisiyle değil mi... dünü ve bugünüyle aklından geçenler ve kalbindekilerle yapmak istedikleri ve yaptıklarıyla...çelişiyorum kendimle...bi şarkı bugün bana eşlik ediyor...those were the days my friends ....müziği çınlıyor kulaklarımda :))
bazen bırakıyoruz dünü dünde bazen bırakamıyoruz... neyse...

Cuma, Mayıs 11, 2007

"hayat her an, başarı ve huzur bazen..."

uzun zamandır ilk defa, hatta hayatımda ilk defa kendimi bu kadar güçsüz hissediyorum.ilk defa bugün selam verip çekilmek istedim yoldan ve o kadar içtendi ki bu.kafamın içinde dolaşıp duran onca şey bi köşeye sindi. o kadar çaresiz hissediyorum ki, kimse benden bişey istemesin beklemesin...yalnız kalmak istiyorum...sessiz...öyle buruk ve sebepsizim ki...o kadar sahte ki gülümsemem...sadece yalnız kalmak istiyorum...soru istemiyorum...cevap beklemiyorum kimseden...