Salı, Aralık 14, 2010

...Bebek kapı-Güney meydan...


Her mevsim başka güzel, gecesinde akşamında sabahında..

Ateş böcekleriyle eylüle çalan yaz akşamında, yada erguvan kokulu ışıl ışıl baharında.. Islak bazen puslu, yada tatlı bi kahverengi tonu sevgilinin tebessümünde. Şimdi sen yürür geçersin, o bi gün hayatından geçer. Gider. Bir dost bahsinde anarsın, ararsın, daralırsın. Yılları sıralarsın aklında da hesabın ucunu kaçırırsın...

Çok mu geç oldu? Uyanalım o zaman.

Perşembe, Ekim 21, 2010

Ölüm.

Bir gün sonrası yok, bir saat sonrası, belki bir dakika. 

Gitmek,
Hayallerden, planlardan, gözlerden..

Havalardan mıdır bilemiyorum, çokça düşünüyorum ölümü.

Ne çok hayal var henüz kurgulanmamış, yapacak ne çok şey var, atılacak adım, gidecek uzak, yaslanacak omuz. Bir gün tatlı bir gülümsemeyle ayrılıp, bir damla gözyaşı oluvermek ertesi güne. Ne kadar acı.

Korkuyor muyum?

Önceleri sadece, hayatımdakileri kaybetmekten korkardım. Şimdiyse hayatımı. Bazen düşünüyorum da, çok hayale dahil olmuşum, çok söz vermişim, çok yola girmişim.

Bir düşünce. Elini tuttuğum onca insan, ellerine bakıp ağlayacak arkamdan. Ağlamayacak mı? Belki.

Ne değişti, dünden bugüne? Benim için eğer varsa bir yarın, daha neler değişecek? Büyüyor muyum peki, bu mu çıkarmam gereken sonuç? Büyüseydim hazmetmem kolay olurdu. Halbuki gittikçe zorlaşıyor. Etrafımdaki herşey aynıysa, aynıysa düzen, aynıysa insanlar, aynıysa kahramanlar ve zorbalar... Ne değişti?

Neye bağlandım bu kadar? Ölüm diyordum, bir dakika sonrasındaki yokluk diyordum. Ne kadar zor böylesini düşünmek. Hayır, hayır. Gitmek.

Öylece, sessizce. Bütün hayallerden sıyrılıp, hayatlardan, planlardan...

Püff.

Perşembe, Ekim 14, 2010

Bütün kadınların kafası karışık mıdır?

Ece Temelkuran'ın bir yazısı... İçimden geçenleri dillendirmiş. Birilerinin benle aynı şeyi düşünüyor olduğunu bilmek bu sefer bana hayat neşesi, umudu aşılamadı. Yorgun muyum artık, bir şeylerden sebep?

"Bütün Çocuklar, bir kez olsun, anne ve babalarını cezalandırmak için ölmeyi düşünmüştür mutlaka.
Ve nedense hep ağlamışlardır düşün sonunda.
Belki bu öykü de bir cezalandırma.
Ağlama?
Bunları oku. denize karşı bir sigara yak. tek şekerli, demli bir çay koy masaya, çok neşeli bir müzik çalsın mutlaka, kapat gözlerini, gülümse, çünkü…
BÜTÜN KADINLARIN KAFASI KARIŞIKTIR, çünkü…
bir gün bir anda, bazı kızgınlıklarını unuttuğunun farkına varacaksın, artık pek düşünmediğini, çünkü artık bildiğini anlayıp, ellerini bir klarnet taksimi gibi uzatacaksın, hâlâ kafan karışık olacak, ama artık bunu seveceksin, sevmelisin de.
KADINSIN…
… BİR ÇİÇEĞİN YANINDAN GEÇER GİBİ YAŞAMALIYIZ ASLINDA."

Cuma, Eylül 10, 2010

..okumak..

Nedir bir romanda insanın gözyaşlarını çağıran şey?
Beynimin içini kaplayan renkleri mi yazarın her anlattığı detayın?
Fark etmeden o romandaki biri olmayı kabul edişim mi?
Yoksa düşüncelerini okuyamadığım romancınınsa yazmaya korktuğu hayatların, ve onların bilinmezliği yada çektikleri acı mı?
Sanırım olasılık dahilindeki hiçbir cevap, beynimin bir romana verdiği tepkiyi açıklayamaz, açıklayamayacak!

Khaled_Hosseini

Çarşamba, Ağustos 18, 2010

Bin türlü soru!

Ofisteyim. Öğrencilikten pat diye çıkıp çalışmaya başlamak çok kolay değil, çoook uzun zamandır kendimi çömez hissetmiyordum, bi parça da özlemişim aslında. Henüz sınırları keşfetmiş değilim... :)

işte, işe yeni başlayan birinin şakınlıkları...
-- Mail üzerinden tanıştığın birine şirinlik yapıcam derken gülen surat koymak laubali bi hareket midir?
-- Lavobaya gidince karşılaştığın ofis arkadaşınla ne konuşursun?
-- Dolu asansöre binip kapı önüne iliştiğinde ne tarafa dönersin?
-- Toplantı yapıp henüz tanıştığın kişinin ismini unutursan nasıl hitap edersin?
-- Kime hanım/bey dersin? ve neden?
-- Çalışmaya başlamadan önce 3 ay staj yapmışken fotokobi çekmeyi beceremezsen durumu hangi şirinliğe bağlayıp kotarırsın?
-- Herkesin bi anda toparlanıp konuşmaya başladığı bi konuyu en kestirme kimden öğrenirsin?
-- Soru sormanın sınırı nedir?
-- Herkes yemeklerden şikayetçi ve sen memnunsan durumu öğrencilikten yeni çıkmış olmaya mı damak zevkinin garipliğine mi bağlamalısın?
-- Sabah geç kaldığında herşey normalmış gibi mi davranmalısın mahcubiyetini mi göstermelisin?
-- Tüm İK işlemlerini halletmene rağmen hala biyerlerden bişeyler çıkacakmış hissinin üzerinden nasıl atarsın?
-- Hangi toplantı bilgisayarını götürüp işlerini halledebileceğin yoğunluktadır?
-- Gerçekten, içten teşekkür etmenin bi yolu yok mudur? Yalakalık ve soğukluk sınırı iş hayatında nerelerdedir?
-- Biri kendini tanıtmanı istediğinde ne kadar detay vermeli, ne demeli?
...

Uzar gider bu liste. Velakin güzel.