Salı, Temmuz 11, 2006

sadece düşün diye

kendini bırak akan zamana
ellerini aç masmavi semaya
lütuftur gelmemiz bu hayata
emin ol fark yok insandan insana
belki çıkamayız sabaha
evvela bunu tutmalı akılda
kelebek misali uçmalı ufka


kum saati içindeki kum taneleri akmayı durdursada
bir zaman durmaz akar gider savrulmuş hayatları yok etsede

bir gün daha kopup geldi yarınlardan
ve bir gün daha karıştı kayıplara
bir gün daha sunuldu geçmek için kapılardan
ve bir gün daha yitip gitti kapı eşiğinde
bir gün daha izin verildi hayallere
ve bir gün daha yad edildi anılar
bir gün daha başladı yemyeşil çimlerle
ve bir gün daha bitti sarı yapraklarla,
bir gün daha gülümsadi yepyeni umutlar
ve bir gün daha yaşardı gözler pişmanlıklara
birgün daha baktı gözler mavi göklere
ve bir gün daha eğildi baş sessizce yere
bir gün daha kaçtı içimizdeki çocuk bilinmezlere
ve bir gün daha kucak açtı yüzdeki çizgiler hüzne


dur dinle
gözlerimiz ne kadar görür
kulaklarımız ne kadar işitir
ellerimiz ne kadar uzağa ulaşır
sözlerimiz bize ne kadar yakındır
yanaklarımızdan kaç damla yaş süzülür
dudaklar ne kadar tebessüm eder
aklın senden ne kadar uzak durur
yada kalbin ömründe kaç dakika atar
sadece bir kaç dakikayı bağışla hayatından
ölç biç sonra sadece kendine cevap ver
yada durma koşarak uzaklaş bu sorulardan
çünkü her yeni soru seni gerçeğe yaklaştırır

savaşın çocukları
yaşarya umutlar gözyaşlarında
elelri uzanır ya yağmurlara
ümitleri koşarya duygularla
bakar ya gözleri dolu ufuğa
akıtır göz yaşlarını bir boşluğa
ve susar ya dilleri sonsuzluğa
gün gece gece gündür etrafında
kara ölüme olur ya aşina
ufacık bir çocuktur bu savaşta
bedeni soğuk ruhu sıcak ama
yinede hasrettir bir sıcaklığa
silik anılarındaki yuvaya
birşeyler işgaldedir kafasında
"ölüm" müdür büyüyen akıllarda
"hayata devam" demekmidir yoksa


ateş çamuru ya en başa döndürüp toprağa çevirir
yada şekillendirip çömlek yapar
ateş insanı ya yakar bir kara deliğe savurur
yada pişirir gökte bir ışığa yollar

Cumartesi, Temmuz 01, 2006

küçücük bir kıssa
bir şehre veda ediyorum sessizce
bir otogar insanlar bavullar
vedalar merhabalar
etrafımdaki insanlar benden daha canlı
silik bir izim sadece otobüsün canmında yansıyan
bir kız otobüsün önünde ağlıyor
oğlanda onun önünde
konuşuyorlar
oğlanın elleri
kızın yanaklarından süzülen gözyaşlarını siliyor
oğlan ne konuşuyor ne kadar konuşuyor bilmem
kız sadece bir kaç kelimeyle
ve gözyaşıyla cevap veriyor
kız ağlıyor
yelkovan yerine vardığında
yola çıkmak düşüyor bize
kız şöförün hemen ardından otobüse biniyor
yanımdan geçiyor
yanakları ıslak
oğlanın gözleri otobüsün camında
kıza bakıyor
biz hareket ederken
onun elleri ister istemez kalkıyor
sallıyor gözyaşlarıyla ıslanmış ellerini
otobüs perondan uzaklaşırken
vedalar hasrete yelken açıyor
kız ağlarken oğlan otobüsün arkasından el sallıyor
kız ağlıyor oğlan el sallıyor
göz yaşları kızın yanaklarında
oğlanın ellerinde kurudukça
ayrılık yüreklere çörekleniyor
son köşe dönüldüğünde
çareler çaresiz kalıyor
camdan bakıyorum dışarıya
ve camdaki silik görüntüme
neleri terk etmiyoruz ki
imkanlar imkansızlıklar
mecburiyetler amaçlar ve hayaller için
hayaller şu karşıda duran karlı dağdan daha yakın
yeterki yola çıkmayı bilelim
adım atalım
kimi zaman veda edelim
geride kalanlara ağlayalım bazen
ama yola çıkalım
düşünmeyelim arkadakileri
önümüze bakalım
baktığımızı görelim
hayalleri
umutları
ve şu andaki yarınları...



ufuktaki hayallerimizle çıktık yola
nutuklardan uzak kendi başımıza bir hayata
umutla gelecekten bi şeyler bekledik
terkedilmiş mekanların yeni sahipleriydik
mutluluğa doğru açtık rengarenk yelkenlerimizi
arkamızda bıraktık bizi unutma seslerini

Cuma, Ekim 28, 2005

.


“Gönle ateş olurda düşersen
Sonra okyanusu taşısan o ateşi söndüremezsin...
Ama sen ateşe düşersen
Sonra okyanus olsan o ateşten kaçamazsın...”

Pazartesi, Kasım 01, 2004

yeni bir yıla göz kırparken

"Zaman; beni, bizi, onları, acılarımı, kederlerimi, sevinçlerimi kurutur. Seninkileri ve onlarınkileri de. Biz bizi sularız gözyaşlarımızla, yeşertiriz onları. Bir iki damla can suyu herşeyi geri getirir. Zamanı, mekanı, olayları... Bizde bizden parçalar götürüp getirmeye devam eder. Hiç yılmaz hep aynı oyunu prova eder, sahnelemeye vakit bulamadan bitip gideriz. Varlığımız yoklukla tanışır, sonsuzluğa ulaşır. Parçalanırız, kalbimiz kendi sesiyle irkilir, tereddüt eder, şaşırır. Düşüncelerle buluşmak ilk defa mantığa sarılmak ister. Sonra yine bildiğini okur, kanat açar, süzülür... Çok sürmez konar bir dala, sonsuz sessizliği tadar, zerrede cismini cisminde sonsuzluğu bulur. Susmak düşmüştür ona, yaşananların gerçeküstülüğüne tebessüm edip gerçekle tanışıklık etmiş boyun eğmiştir."

Pazartesi, Mart 01, 2004

eskilerden

bir kaç ayın ve bir karmaşanın özeti...



durdum gözlerim avuçlarımda
boşlar bomboş
önümde engin deniz okyanus
ufuk çizgisinde koybolmuş hayallerim
yanı başımda
sağımda solumda iki duvar
cisminde dünyalar
dünyalarda o anlar gizli
bir uğultu kopup gelir kulaklarıma
anılarım arkamda
onlarca insan gitme demekte bana
önümde deniz arkamda ısrarcı davetler
geri gel dön
dönermiyim durdum bekliyorum
biriktimi giderim
avuçlarımda gözyaşlarım
gözyaşlarımda en kötülerim ve pişmanlıklarım
durdum bekliyorum
bir yunusun tebessümünü umarak
bir yunusun başlangıç olmasını düşleyerek
durmam giderim
en güzellerle dolu
keşkelerin keşkelerde kaldığı
bir yunus misali başlangıçla
sonsuza giderim durmam